Prof. Dr. Neslihan Cabıoğlu Resmi Website

Prof.Dr Neslihan Cabıoğlu

RANDEVU TELEFONLARI: 0552 440 02 10
MAİL ADRESİ: ncabioglu@gmail.com

BİYOGRAFİ

Prof.Dr Neslihan Cabıoğlu

Prof.Dr. Neslihan Cabıoğlu'nun Özgeçmişi

Kişisel Bilgiler:
Prof. Dr. Neslihan Cabıoğlu
İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
n.cabioglu@İstanbul.edu.tr

Mevcut Görev Alanı / Yeri
Genel Cerrahi Prof. Dr.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı

Eğitim ve İş Deneyimi
Orta Öğretim: İstanbul Erkek Lisesi 1988(Mezuniyet)
Tıp Eğitimi: İstanbul Tıp Fakültesi 1994 (Mezuniyet)
Genel Cerrahi Uzmanlığı: İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı (1994-2000)
İmmunoloji Doktorası: Bilimleri Enstitüsü, Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü İmmunoloji Anabilim Dalı (1998-2001)
Postdoctoral Fellowship: MD Anderson Cancer; Department of Surgical Oncology and Cancer Biology and Breast Pathology (2001-2005)

Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2005-2007)
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı(2007-2008)
Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi (2008-2011)
Genel Cerrahi Doçentliği (2009)
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Bölümü ve Meme Sağlığı Merkezi (2011-2013) , (2012-2013) de 4.Sınıf Genel Cerrahi Eğitim Koordinatörü ve 4. Sınıf Genel Cerrahi Bilimler Koordinatör yardımcısı
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı (2013)

Yurt Dışı Görevlendirmeler:
Royal Liverpool University, Department of Immunology, Liverpol, İngiltere,1992 Temmuz ve Ağustos ,İmmunoloji yaz stajı
Münih Maximilian Üniversitesi (Grosshadern) Kadın-Doğum Anabilim Dalı Münih Almanya ,1993 Temmuz ve Ağustos 5 haftalık yaz stajı
South Manchester University Hospital Meme Kliniği, Manchester,İngiltere Eylül 2001 bir ay ‘Astra Zeneca Meme Kanseri Klinik Bursu’ile gözlem ve uygulama.
Departments of Surgical Oncology and Cancer Biology, Md Anderson Cancer Center,University of Texas, ABD Ekim 2001 Ocak 2004
Department of Breast Pathology, MD Anderson Cancer Center, University of Texas, Houston, Texas USA Şubat 2004- Ocak 2005
The University of Pittsburg-Department of Surgery and Combined Berast Program of UPMC/Magee-Womens Hospital 2 Mayıs-6 Mayıs 2011
Europen Academy of Senology Belgesi Haziran 2014(Şubat 2014 ve Haziran 2014, Düsseldorf;Luisen Hospital;Prof.Dr. Mahdi Rezai süpervizörlüğünde)
IBUS Meme Ultrasonografisi Belgesi (Haziran 2014;İstanbul)

Yabancı Dil:

İngilizce (yazılı-sözlü çok iyi derece)

Almanca (yazılı-sözlü çok iyi derece)

MEME KANSERİ

Prof. Dr. Neslihan Cabıoğlu / Resmi Website

Meme kanseri tüm dünyada ve ülkemizde kadınlarda görülen en sık kanserdir ve kansere bağlı ölümlerde ise akciğer kanserinden sonra gelmektedir.

Türk İstatistik Kurumu 2014 verilerine göre meme kanseri görülme sıklığı 100,000 kadında 43’dür (http://www.tuik.gov.tr). ABD'de tüm yaşamı boyunca her 8 kadından biri, Türkiye’de her 12 kadından biri meme kanserine yakalanır.

Meme kanseri oranı ABD'de 21. yüzyılın başlarında azalmaya başlamıştır. Bunda da 40 yaş üzeri bayanlarda artan mamografik tarama programlarının ve gittikçe azalan menapozdaki bayanlara yazılan hormon replasman tedavilerinin etkisi olabileceği düşünülmektedir.

RİSK FAKTÖRLERİ
Cinsiyet: En sık bayanlarda görülmektedir. Tüm meme kanserlerinin % 1'inden azı erkeklerde gelişir.
Yaş: Çoğu meme kanseri 40 yaş ve üzeri görülmektedir.

Türkiye’de 40 yaş altı meme kanseri oranı %16,5 olarak bulunmuştur. Kalıtsal meme kanseri veya genetik bozukluklar nedeniyle oluşmuş meme kanserleri daha sık genç yaşlarda görülür.

Aile hikayesi:

Özellikle anne tarafından 1. derece akrabası meme kanseri olma önemli bir risk faktörüdür (anne, kızkardeş, kızı).
Östrojen hormonu: Bir kadın ne kadar erken ilk adetini (örneğin 12 yaştan önce), ne kadar geç menapoza girerse (örneğin 55 yaş), östrojen hormonuna maruz kalma ve meme kanserine yakalanma riski o kadar artmaktadır. Doğum kontrol hapı kullanma ise meme kanseri riskini minimal artırmaktadır.
Menapoz sonrası hormon tedavisi: Menopozdaki kadınlara sıcak basması vs gibi istenmeyen bazı durumları önlemek amaçlı kadın-doğumcular tarafından uzun süreli verilen (5 yıl veya daha fazla süreyle) konjuge östrojen ve medroksiprogesteron asetat gibi hormonal ilaçlar, meme kanseri riskini tek başına konjuge östrojen preperatlarına kıyasla daha çok artırmaktadır.
Geçirilmiş meme biyopsisi: Yapılan meme biyopsilerinde saptanan orta dereceli hiperplaziler meme kanseri riskini 1,5-2 kat (hafif derecede), atipik duktal hiperplazi 3-5 kat (orta derecede) ve lobüler karsinoma in situ veya aile hikayesi ile beraber atipik duktal hiperplazi veya lobüler hiperplazi varlığı riski 8-10 kat (yüksek derecede) arttırmaktadır.

Daha önce geçirilmiş meme kanseri hikayesi: Bir kadının bir memesinde kanser gelişmiş olması ileride diğer memesinde de kanser gelişmesi riskini yaklaşık 2 kat artırır.
Işınlama (radyoterapi): Çocukluk çağı kanserleri nedeniyle (lenf kanseri vs) göğüs ışınlaması geçirenlerde görülme sıklığı artar.
Beslenme (Bkz. "Beslenme ve Kanser") ve çevre faktörleri: Kilo alımı ve yağlı beslenme özellikle menapozdaki bayanlarda meme kanseri riskini artırmaktadır. Alkol kullanımı (günde bir içecekten fazla) riski arttırırken, sigara içiminin etkisi tartışmalıdır. Egzersiz yapmak ve fiziksel aktivite ise meme kanseri riskini azaltmaktadır.

Genetik bozukluklar: Kalıtsal meme kanseri genleri (BRCA1 ve BRCA2 vb) tüm meme kanserlerinin %5-10'unu oluşturmaktadır (Bkz. "Herediter Meme Kanseri").

HEREDİTER (KALITSAL) MEME KANSERİ

Kalıtsal (ailevi) meme kanseri sendromları meme kanserli hastaların yaklaşık % 5-10'unda görülmektedir. BRCA1 ve BRCA2 genleri kalıtsal meme kanserlerinin %80'ninden sorumludur. Ailede bir veya birden fazla birinci veya ikinci derece kan akrabasında meme kanseri bulunması, kanserin 20-30 gibi çok genç yaşta görülmesi ve özellikle birlikte yumurtalık kanserinin de bulunması herediter meme kanserini düşündürür.

Annede veya kız kardeşte meme kanseri bulunması ciddi bir risk faktörü kabul edilir. BRCA-1 veya BRCA-2 geninde bozukluk (mutasyon) olan bayanlarda 70 yaşına dek meme kanseri gelişme riski %85, over kanseri riski ise BRCA-1’de % 45 ve BRCA-2 gen mutasyonu taşıyıcılarında ise %20'dir. Tanı BRCA-1 ve BRCA-2 için genetik test yaptırılarak konur.

Bu gruptaki kişilere meme muayenesi 18 yaşından itibaren, mamografi ise 30 yaşından itibaren başlamalı ve 25-35 yaşından itibaren 6 ayda bir veya yıllık klinik meme muayenesi ve yıllık meme MRI önerilmektedir. Ayrıca 30-35 yaşından itibaren 6 ayda jinekologlar tarafından yumurtalık kanseri açısından yakın takip edilmelidir.

Bu hastalara 35 yaşından itibaren çift taraflı yumurtalıkların ve memelerin çıkarılması şeklinde risk azaltıcı koruyucu cerrahi girişimler önerilmeltedir (bilateral salfingoooferektomi ve proflaktik bilateral mastektomi).

Koruyucu amaçla yumurtalıkların çıkarılması bu hastalarda meme kanseri riskini %50, proflaktik mastektomi ise meme kanseri riskini %90 azaltmaktadır.

Özellikle Doğu ve Orta Avrupa kökenli Ashkenazi yahudisi bayanlar, 1. derece bir veya birden fazla genç yaşta veya çift taraflı meme kanserli akrabası olan bayanlara genetik danışmanlık şarttır ve genetik testler önerilir.

Meme Kanserinin Erken Tanısında Tarama Yöntemleri:
Klinik Meme Muayenesi: 20 yaşından sonra 1-3 yılda bir, 40 yaşından sonra her yıl doktor tarafından meme muayenesidir.

Kendi kendine meme muayenesi: 20 yaşından sonra kadının her ay adet başlangıcından 3-5 gün sonra (menopozdaki kadınlar ayın belirli bir gününde, periyodik) kendi memesini muayene etmesidir.
Mammografik tarama programları: Erken tanıda en etkin yöntemdir. Mammografik tarama programlarıyla erken evrede tanı konması meme kanserinden ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltmıştır.

Meme kanseri riski özellikle 40 yaşından sonra artmaktadır. Tarama programlarının amacı hiçbir şikayeti olmayan kadınların; 40-50 yaşından sonra 1-2 yılda bir kez mamografi çektirmesi ve hekim kontrolüne girmesi önerilir. Ailede meme kanserli akrabası varsa veya hastanın şikayeti varsa 40 yaşından önce mamografi çekilebilir. Toplum bazlı tarama programlarında uygulama farklılıkları ülkeden ülkeye değişmekte, şu anda Türkiye'de Sağlık Bakanlığı tarafından 40 yaş sonrası 2 yılda bir mamografi çekilmesi önerilmektedir.

MEME KANSERİ TİPLERİ

Meme kanserleri, başlıca noninvaziv (=in situ; yayılma göstermeyen) ve invaziv (yayılma potansiyeli olan) olarak iki gruba ayrılır.
In situ kanserler de duktal karsinoma in situ ve lobüler karsinoma in situ olmak üzere iki gruba ayrılır.

Klasik lobüler karsinoma in situ her iki memede de 8-10 kat meme kanseri riskini artıran bir bulgudur. Bu tür hastalara ya yakın izlem yanısıra tamoksifen gibi koruyucu bazı ilaçlar verilebilir ya da koruyucu amaçlı her iki meme dokusunu çıkartma (basit mastektomi) şeklinde cerrahi girişimler uygulanabilir.

Beraberinde plastik cerrahi girişimlerle protez ve benzeri cerrahi rekonstrüktif işlemler eklenmesiyle beraber kozmetik açıdan yüz güldürücü sonuçlar elde etmek mümkündür.

İn situ duktal kanserler (=İSDK, intraduktal kanser) ise çoğu kez ele gelmez ve mamografide tespit edilen düzensiz ufak boyutlu kireçlenme bulgusu ve/veya kanlı/şeffaf tek kanaldan memebaşı akıntısı ile kendini belli eder. İSDK, normal hücrelerden invaziv kanser hücrelerine geçiş olarak kabul edilmektedir. Kitle oluşturmadığı için, tel ile veya radyoaktif maddelerle işaretlenerek (Bkz. ROLL tekniği) çıkarılır. Geri kalan meme dokusuna radyoterapi (RT) eklenmesi ile iyi bir klinik seyir gösterir. Memede yaygın ise tüm meme dokusunun çıkarılması (basit mastektomi) gerekir ve % 100'e varan oranla tam şifa elde edilir. Saf İSKD'de koltuk altı lenf bezlerinin tutulumu nadirdir (%1-3).

Bu nedenle, tüm memenin çıkarılacağı hastalara, bazı daha kötü özellikler gösteren (yüksek gradlı, komedo vs) tiplerinde koltukaltı lenf bezlerinde kanser hücrelerini tutması en muhtemel bekçi lenf bezlerini çıkarmak (=sentinel lenf nodu biyopsisi) gerekebilir.

İnvaziv Kanserler
Sütü memebaşından dışarı taşıyan meme kanallarını döşeyen hücrelerden gelişen duktal karsinom en sık meme kanseri tipidir. Duktal karsinom yayılma özelliği yoksa in situ formdadır (Bkz. Duktal Karsinoma in situ), yayılma potansiyeli varsa invasif formdadır.
Süt üreten bezlerden (lobül) gelişen kanser ise lobüler karsinomdur. Lobüler karsinom yayılma özelliği yoksa in situ formdadır (Bkz. Lobüler karsinoma in situ), yayılma potansiyeli varsa invasif formdadır.
İnflamatuvar meme kanseri meme kanserinin en kötü ve hızlı seyreden tipidir. Memeyi tamamen tutan memenin iltihabi hastalıklarıyla karışabilir. Kitle belirtisi vermeden yaygın kızarıklık ve sertlikle seyreder. Antibiyotik tedavisine rağmen iyileşmeyen memenin iltihabi hastalıklarında mutlaka akla getirilmelidir ve biyopsi alınmalıdır.

Meme Kanserinin Belirtileri nelerdir?
1. Memede veya koltuk altında ele gelen kitle (sertlik, şişlik),

2. Meme başından akıntı (tek kanaldan kanlı veya şeffaf renkli),

3. Meme başında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu,

4. Meme başı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
5. Meme cildinde yara veya kızarıklık,

6. Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü),

7. Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri veya renginde değişiklik (kızarıklık vs).

8. Bazı hastalarda ise bu belirtilerin hiçbirisi olmadan, kanser mammografide tespit edilebilir.
Bu belirtilerden en az birisi olursa vakit geçirmeden doktorunuza başvurunuz.
Memede bir hücrenin kanserleşmesi ile kendini klinik muayene veya radyolojik incelemede belli etmesi için yıllar geçmesi gerektiği kabul edilir. Tümör kitlesinin en az 1 cm büyüklüğe ulaşmasıyla kadın genellikle memesindeki değişikliği fark eder. Günümüzde meme kanserlerinin çoğu kadının kendisi tarafından bulunmaktadır. Kanserli kitleler nispeten sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü olup, meme dokusu içinde rahatça oynatılamaz. Ender olarak uzak organlara yayılım yapmışsa bu metastazlar meme kanserinin ilk bulgusunu oluşturur. Kalça ve omurga kemikleri, akciğer ve karaciğer sıklıkla yayılma gösterdiği bölgelerdir.

MEME KANSERİNDE TANI

Meme kanserinin tanısı ve taramasında kullanılan yöntemler nelerdir ?
Mammografi
Meme kanserinin tanısında ve kitle taramasında mammografi çok değerli bir yöntemdir. Özellikle 50 yaşından sonra tanı güvenliği daha fazladır. 40 yaşından sonra rutin olarak belli aralıklarla (1-2 yıl) her kadının mammografi çekilmesi önerilir.

Ultrasonografi
Özellikle memede ele gelen kitlesi olan hastalarda kitlenin içinin sıvı ile dolu olup olmadığını (kistik kitle) ayırt etmede faydalıdır.

"Magnetik Rezonans (MR)

Memede MR fiyatı pahalı olmasına rağmen yüksek seviyedeki tanı güvenliği nedeniyle tercih edilebilir.

Meme koruyucu cerrahi planlanan hastalarda gizli kalan başka bir tümör olup olmadığının araştırılması için de kullanılabilir.

Meme kanserinin tanısı daha muayene aşamasında kolaylıkla konur. Gerek tüm klinik bulgu veren hastalarda gerekse klinik malignite bulgusu olmayan memede ağrı veya herhangi başka bir şikayetle başvuran 40 yaş ve üzeri hastalarda mamografi ve ultrasonografiden ibaret olan görüntüleme yöntemlerine başvurulmalıdır.

Yoğun mamografisi olan bazı seçici vakalarda özellikle meme koruyucu cerrahi düşünülüyorsa ultrasonografiye ek kontrastlı meme MR da istenebilir. Mamografi ve ultrasonografide kanserin tipik bulguları olan düzensiz kenarlı, yıldız gibi uzantıları olan, kimi zaman içinde çeşitli boyutta mikro kireçlenme içeren kitleler belgelemiş olur (Şekil 1). Yapılan görüntüleme yöntemleriyle hem kanser düşünülen memede ele gelmeyen başka odaklar araştırılır ve kanser kitlesinin etraf doku ile ilişkisi, cilde ve göğüs duvarına uzanımı elle muayeneden daha hassas olarak ortaya konur. Aynı şekilde koltukaltında ele gelmeyen lenf bezlerinin durumu hakkında da bilgi verir.

Bu klinik ve radyolojik tetkiklerle hastanın klinik evrelemesi yapılır ve tedavi ve ameliyat şekli belirlenir.
Bundan sonra çeşitli biyopsi yöntemleriyle kesin tanıya gidilir.

Meme biyopsisi nasıl yapılır ?

Memedeki şüpheli kitlelerin ne olduğunun tam olarak anlaşılması için biyopsi yapılması gerekebilir. Bunun için çeşitli yöntemlerle memedeki şüpheli bölgeden ufak bir örnek alınarak mikroskopta patologlarca incelenir. Biyopsi için pek çok yöntem kullanılmaktadır.
1. İnce iğne aspirasyon biyopsisi. Basit olarak bir enjektör ile poliklinik şartlarında yapılabilen bir yöntemdir. Ayrıca kitlenin içinde sıvı olup olmadığını belirlemekte kullanılabilir. Tümörden hücre ve sıvı enjektöre çekilerek bir cam üzerine yayılarak özel boyalarla boyanır ve incelenir. İnce iğne biyopsisi memedeki ele gelen kitlelere veya USG eşliğinde ele gelmeyen kitlelere yapılabilir. Ancak önemli bir oranda hastada İİAB ile alınan materyal yeterli olmamaktadır.

2. Tru-cut iğne (Kor) biyopsisi. İğne olarak özel tasarlanmış bir alet kullanılarak yapılan biyopsidir. Daha geniş örnekleme imkanı açısından tanıda trucut biyopsi tercih edilmelidir. Genelde 14-G (gauge) iğnesi olan vakumlu özel tabanca sistemi ile yapılan biyopsi sistemidir. Doku örneği alındığı için özellikle öncelikle kemoterapi verilecek hastalarda tümörün tüm patolojik özellikleri incelenebileceğinden ince iğne biyopsisinden daha değerlidir. Kemoterapi öncesi tümörün cinsi, ER, PR, cerbB-2 ve Ki-67 gibi tümör özellikleri saptanarak hastanın neoadjuvan kemoterapi protokolü düzenlenir. C-erbB-2 kuvvetli pozitifliğinde Trastuzumab ile kombine bir kemoterapi rejiminin başlanması planlanabilir.

3. Steorotaktik biyopsi (Vakum aspire kor biyopsi=VAK). Muayene ile fark edilemeyen veya ultrasonografide tespit edilemeyen kitlelerin biyopsisinde mamografi yardımıyla kor biyopsi iğnelerinden daha kalın iğneler (11 G) yardımıyla yapılır (Şekil 2). Ancak biyopsinin kanser gelmesi durumunda 2. bir işlem gerekmekte ve biyopsi bölgesi telle veya radyoaktif madde ile işaretlenerek daha geniş bir şekilde çıkarılmaktadır

4. Cerrahi biyopsi. Bu yöntem tanı güvenliği en yüksek olan tedavi yöntemidir.
a) Fizik muayenede ele gelen kitlenin tamamı veya bir kısmı lokal veya genel anestezi altında çıkarılarak patolojik olarak incelenir. Eksizyonel biyopside kitlenin tamamı, insizyonel biyopside ise tümörün bir kısmı çıkarılır. İnsizyonel biyopsiye özellikle büyük, eksülsere tümörlerde başvurulur. Ameliyat sırasında eksizyonel biyopsi yapılarak dondurulmuş kesit (frozen section) incelemesi de yüksek tanı değeri taşır.

b) Tel veya ROLL yöntemi ile işaretlenerek yapılan biopsi. Memedeki bazı şüpheli kitleler el ile yapılan muayenede fark edilemeyebilirler. Bu kitleler önce  radyoloji bölümünde özel tasarlanmış balık oltası şeklinde bir tel ile işaretlenirler. Son zamanlarda bu teknik yerine tel kullanılmadan kitle içine görüntüleme eşliğinde radyoaktif madde verilerek ROLL tekniği uygulanmaktadır. Daha sonra ameliyata alınan hastadaki kitle telin kılavuzluğunda veya bu radyoaktif maddeyi saptamada yol gösterici dedektör aletler yardımıyla (gamma prob) bulunarak çıkarılır.

Lokal ileri meme kanseri ile presente olan hastalarda ek olarak mutlaka evreleme amaçlı sistemik metastaz varlığını araştırmaya yönelik kemik sintigrafisi, PA-AC grafisi (alternatif olarak bilgisayarlı göğüs tomografisi), batın USG veya bilgisayarlı tomografisi yapılmalıdır. Alternatif olarak son yıllarda bu tür ileri evre hastalarda PET-CT çektirilebilir ve tüm vücut taraması yapılmış olur. Tümör marker'larından CEA ve CA15-3 özellikle izlemede yararlı olur. Alkali fosfataz yükselmesi de kemik metastazlarının göstergesi olabilir.

EVRELEME
Diğer tüm kanserlerde olduğu gibi, meme kanserinde evreleme, yapılacak tedavinin planlanması açısından vazgeçilmezdir.
Evre 0 (karsinoma in situ): Kanser hücreleri hem yayılma potansiyeli kazanmamış hem de tamamen memede sınırlı kalmıştır.
Evre I: Kanser hücreleri yayılma potansiyeli kazanmıştır; ancak 2 cm'den küçüktür ve tamamen memede sınırlı kalmıştır.

Evre IIA
Memede tümör yok, ancak koltukaltı lenf bezlerine kanser yayılmış veya
Tümör 2 cm veya daha küçük ve koltukaltı lenf bezlerine sıçramış veya
Tümör 2 cm den büyük ama 5 cm den küçük ve koltukaltı lenf bezlerine sıçramamış.
Evre IIB
Tümör 2 cm den büyük ama 5 cm den küçük ve koltukaltı lenf bezlerine sıçramış veya
Tümör 5 cm den büyük, ancak koltuk altı lenf bezlerine sıçramamış.
Evre IIIA
a) Memede tümör yok veya b) memedeki tümör 2 cm veya daha küçük veya c) tümör 2 cm'den büyük ama 5 cm'den küçük veya d) 5 cm'den büyük. Ek olarak:
Kanser ya birbirine yapışık olarak koltukaltı lenf bezlerini tutmuştur ya da göğüs kemiğine yakın lenf bezlerine yayılmış olabilir.

Evre IIIB: Tümör her boyutta olabilir ve kanser:
Göğüs duvarına ve/veya meme derisine yayılmıştır; ve
birbirine yapışık olarak koltukaltı lenf bezlerine sıçramış, veya göğüs kafesi kemiği yakınındaki lenf bezlerine yayılmış olabilir.

Evre IIIC:

Memede kanser belirtisi olmayabilir veya tümör herhangi boyutta olabilir; ve göğüs duvarına ve/veya meme derisine yayılmış olabilir. Ancak kanser:
köprücük kemiği altı veya üstü lenf bezlerine yayılmış olmalıdır;
koltukaltı lenf bezlerine veya göğüs kafesi kemiği yakınındaki lenf bezlerine yayılmış olabilir.
Evre IIIC

meme kanseri opere edilebilir ve edilemez evrelerde incelenebilir:
Opere edilebilir evre IIIC meme kanserinde 10 veya üzeri lenf nodu tutulumu mevcuttur. Tutulan lenf bezleri ya köprücük kemiği altındadır ya da koltukaltı ve göğüs kemiği yakınındaki lenf bezleridir.
Opere edilemez evrede ise kanser köprücük kemiği üzeri lenf bezlerine sıçramıştır.

Evre IV:

Kanser hücreleri vücuttaki uzak organlara sıçramıştır (kemik, karaciğer, akciğer, beyin).
2018 yılında evrelemye tümörün biyolojik karakteri ve ameliyat öncesi kemoterapiye verdiği cevap gibi parametreler eklendiğinden hasta tedavilere iyi yanıtlı ise evre ne kadar ileri olursa olsun hastalığın gidişatı iyi seyretmektedir.

MEME KANSERİNDE TEDAVİ

Meme kanserinin tedavisinin planlanmasında genel cerrah, radyolog, patolog, medikal onkolog, ve radyasyon onkologları hep beraber işbirliği içindedirler. Çoğunlukla hastayı ilk değerlendiren cerrahtır. Bunun yanısıra psikolog ve psikiyatristlerin tedavi öncesi ve sonrası dönemde hastayı değerlendirmesi ayrıca önem taşır.

Meme kanserinin tedavisinde cerrahi, ilaç tedavisi (kemoterapi), hormonoterapi (hormonal ilaçlarla tedavi), radyoterapi ve biyolojik tedaviler kullanılmaktadır.

Hangi tedavinin öncelik kazanacağı ise hastalığın klinik evresiyle ilgilidir. Lokal ileri meme kanseri olarak tanımlanan T4 tümörlerde, yani yara halini almış deri ve göğüs duvarına yapışık tümörlerde, veya ileri derecede koltukaltındaki bezelere yayılmış tümörlü meme kanserlerinde (N2, N3)biyopsi ile tanı konmasını takiben tedaviye kemoterapi ile başlanması yerinde olur. Bu şekilde ameliyat öncesi başlanan kemoterapiye "neoadjuvan" veya "preoperatif" kemoterapi, ameliyat sonrası verilirse "adjuvan" kemoterapi adı verilir.

Cerrahi öncesi kemoterapiye başlanırsa tümörün kemoterapiye cevabı hasta üzerinde gözlemlenmiş olur. Neoadjuvan kemoterapi rejimi tamamlandığı ve tümör boyutunda yeterli küçülme sağlandığı zaman cerrahi girişim uygulanır.

İki kür kemoterapiye cevap alınamadığı takdirde kemoterapi ilaçları değiştirilir ve tekrar değerlendirme yapılır. Kemoterapiye cevap vermeyen ilerleyen tümörlü hastalarda tümör ya cerrahi olarak tamamen çıkarılır ya da çıkarılamayacak derecede yaygınlık gösteriyorsa radyoterapi uygulanabilir.

YAYINLAR

YAYINLAR

Prof. Dr. Neslihan Cabıoğlu Resmi Websitesi

Ozkurt E, Yardımcı E, Tükenmez M, Ersoy YE, Yilmaz R, Cabioğlu N, Karanlık H, Kulle CB, Malya FU, Önder S, Gucin Z, İğci A, Özmen V, Dinççağ AS, Müslümanoğlu M.

Özkurt E, Tükenmez M, Yılmaz R, Cabioğlu N, Müslümanoğlu M, Dinççağ AS, İğci A, Özmen V.

Cabıoğlu N, Karanlık H, Kangal D, Özkurt E, Öner G, Sezen F, Yılmaz R, Tükenmez M, Önder S, İğci A, Özmen V, Dinççağ A, Engin G, Müslümanoğlu M.

Soran A, Ozmen V, Ozbas S, Karanlik H, Muslumanoglu M, Igci A, Canturk Z, Utkan Z, Ozaslan C, Evrensel T, Uras C, Aksaz E, Soyder A, Ugurlu U, Col C, Cabioglu N, Bozkurt B, Uzunkoy A, Koksal N, Gulluoglu BM, Unal B, Atalay C, Yıldırım E, Erdem E, Salimoglu S, Sezer A, Koyuncu A, Gurleyik G, Alagol H, Ulufi N, Berberoglu U, Dulger M, Cengiz O, Sezgin E, Johnson R.

Özkurt E, Tükenmez M, Güven E, Çelet Özden B, Öner G, Müslümanoğlu M, İğci A, Özmen V, Küçücük S, Cabioğlu N.

Özmen V, Gürdal SÖ, Cabioğlu N, Özcinar B, Özaydın AN, Kayhan A, Arıbal E, Sahin C, Saip P, Alagöz O.

Onder S, Fayda M, Karanlık H, Bayram A, Şen F, Cabioglu N, Tuzlalı S, İlhan R, Yavuz E.

Kayhan A, Arıbal E, Şahin C, Taşçı ÖC, Özkan Gürdal S, Öztürk E, Hatipoğlu HH, Özaydın N, Cabioğlu N, Özçınar B, Özmen V.

Bulut SP, Cabıoğlu N, Akıncı M.

Özmen V, Atasoy A, Gökmen E, Özdoğan M, Güler N, Uras C, Ok E, Demircan O, Işıkkdoğan A, Cabioğlu N, Şen F, Saip P.

Kayhan A, Gurdal SO, Ozaydin N, Cabioglu N, Ozturk E, Ozcinar B, Aribal E, Ozmen V

Ozkan-Gurdal S, Cabioglu N, Ozcinar B, Muslumanoglu M, Ozmen V, Kecer M, Yavuz E, Igci A.

Gurdal SO, Kostanoglu A, Cavdar I, Ozbas A, Cabioglu N, Ozcinar B, Igci A, Muslumanoglu M, Ozmen V.

Ozmen V, Nilufer Ozaydin A, Cabioglu N, Gulluoglu BM, Unalan PC, Gorpe S, Oner BR, Aribal E, Thomas DB, Anderson BO.

Ozmen V, Ozcinar B, Karanlik H, Cabioglu N, Tukenmez M, Disci R, Ozmen T, Igci A, Muslumanoglu M, Kecer M, Soran A.

Cabioglu N, Ozmen V, Kaya H, Tuzlali S, Igci A, Muslumanoglu M, Kecer M, Dagoglu T.

Yip CH, Smith RA, Anderson BO, Miller AB, Thomas DB, Ang ES, Caffarella RS, Corbex M, Kreps GL, McTiernan A; Breast Health Global Initiative Early Detection Pane

Sen-Oran E, Ozmen V, Bilir A, Cabioglu N, Muslumanoglu M, Igci A, Guney N, Kecer M.

Manipulating the chemokine-chemokine receptor network to treat cancer.

Ruffini PA, Morandi P, Cabioglu N, Altundag K, Cristofanilli M

Cabioglu N, Hunt KK, Sahin AA, Kuerer HM, Babiera GV, Singletary SE, Whitman GJ, Ross MI, Ames FC, Feig BW, Buchholz TA, Meric-Bernstam F.

Yanar H, Taviloglu K, Ertekin C, Guloglu R, Zorba U, Cabioglu N, Baspinar I.

Cabioglu N, Sahin A, Doucet M, Yavuz E, Igci A, O Yildirim E, Aktas E, Bilgic S, Kiran B, Deniz G,

Cabioglu N, Yazici MS, Arun B, Broglio KR, Hortobagyi GN, Price JE, Sahin A.

Taviloglu K, Cabioglu N, Cagatay A, Yanar H, Ertekin C, Baspinar I, Ozsut H, Guloglu R.

Cabioglu N, Hunt KK, Buchholz TA, Mirza N, Singletary SE, Kuerer HM, Babiera GV, Ames FC, Sahin AA, Meric-Bernstam F.

Asoglu O, Ozmen V, Karanlik H, Tunaci M, Cabioglu N, Igci A, Selcuk UE, Kecer M.

Bilir A, Ozmen V, Kecer M, Eralp Y, Cabioglu N, Ahishali B, Camlica H, Aydiner A.

Cabioglu N, Krishnamurthy S, Kuerer HM, Hunt KK, Singletary SE, Meric-Bernstam F, Ross MI, Feig BW, Ames FC, Babiera GV.

Yumuk PF, Aydiner A, Topuz E, Cabioglu N, Dogan O.

Cabioglu N, Hunt KK, Singletary SE, Stephens TW, Marcy S, Meric F, Ross MI, Babiera GV, Ames FC, Kuerer H

Ozmen V, Cabioglu N, Igci A, Dagoglu T, Aydiner A, Kecer M, Bozfakioglu Y, Dinçer M, Bilir A, Topuz E.

Ozmen V, Muslumanoglu M, Cabioglu N, Tuzlali S, Ilhan R, Igci A, Kecer M, Bozfakioglu Y, Dagoglu T.

Cabioglu N, Igci A, Yildirim EO, Aktas E, Bilgic S, Yavuz E, Muslumanoglu M, Bozfakioglu Y, Kecer M, Ozmen V, Deniz G.

Cabioglu N, Bilgic S, Deniz G, Aktas E, Seyhun Y, Turna A, Gunay K, Esen F.

 

 

Prof. Dr. Neslihan Cabıoğlu Resmi Website

Randevu: 0552 440 02 10